İnsan denizi gördü. Ve hikaye başladı..
Günlerce, aylarca, yıllarca izledi onu…
Hırçınlığını, günlerce dinmek bilmeyen öfkesini tanıdı…
Sakinliğini sonra… Huzur veren uysallığını..
Denizin her anına, mavi ve gri tonuna şahitlik etti.
Bildi, öğrendi..
Ve…
Duramadı insan.
Onun muhteşem fakat öldürücü olabilecek cazibesine daha fazla karşı koyamadı…
Deniz bir tutkuydu, adına İnebolu Çektirmesi dediler işte…”
İnebolu Çektirmesi Hakkında
Eski ustaların söylediklerine göre teknelerde makinanın hayal bile edilmediği zamanlarda, bir yelken kayığı olarak inşa edilen ilk çektirmeler, genişliği dört, beş boyları onbir ila onbeş metre ve otuz tondan seksen tona kadar büyüklükte yelken gemileriydi.
Çektirme yumurta şeklindedir. Deniz ona vurduğu zaman savurup atamazdı, çünkü yuvarlaktı dalga dağılır giderdi.
Çektirmeler, diğer yük motorları arasında en çok yükü taşıdıkları için yük hırsızı olarak bilinirdi.
Çektirmeler, başta Karadeniz olmak üzere, yıllarca İstanbul’un, Marmara’nın yükünü çekmişlerdir.
Çektirmeleri inşa edenler bilgilerini dedelerinden elde etmişler ve üretimlerinin son bulduğu 1980’li yılların ortalarına kadar tekneleri üzerinde değiştirmeler yapmamışlardır. Dededen gelen teknikler ise teknenin denizlerdeki mukavemet ve baş-kıç vurma hareketlerinin en uygun şekle getirilmesini amaçlamıştır.
Geleneksel yöntemle yapılan bu ağaç tekneler günümüze yakın bir zamana kadar modern gemilerle aynı safta çalışıp yaşayabilmişlerdir.
*İnebolu Çektirmesi görevini tamamlamış ve tarih sahnesinden çekilmiştir. Bugün İnebolu’da sadece Ptt’den emekli Mustafa Yaşar’a ait olan kendi yaptığı bir çektirme bulunmaktadır.
Özet bilgi »