}
Kestane
Foto Galeri >>

Soğuk kış günlerinin yolu gözlenen tatlarından olan kestane, kayın ailesindendir. Latince adı ´´Castanea´’dır. Kastamonu’da ise ´´Karayemiş´´ olarak bilinir. Bize her ne kadar sobanın başında oturup kestanenin pişmesini beklerken sohbet eden nostaljik aile fotoğrafını hatırlatsa da, kestanenin tarihi çok daha eskiye dayanır. Antik çağlarda bala batırılarak yenen ilk tatlı olarak bilinir, kutsal sayılıp şölenlerin vazgeçilemeyen ikramlıklarındandır. Yine o dönemlerde aşk iksiri olarak da adlandırılır ve buğdayın daha az bulunduğu yerlerde bu açık yine kestane ile kapatılmaya çalışılmıştır.

Osmanlı döneminde de saraylarda kullanılmış ve türlü yemeklere lezzet katmıştır.

Kestane ağacı nemli ve ılık iklim şartlarını , gevşek ve kireci az olan toprağı sever, deniz seviyesinden 1400 m yüksekliğe kadar olan bölgelerde yaşayabilir. Ülkemizde kestane deyince ilk akla gelen il her ne kadar Bursa olsa da Aydın, İzmir ve Kastamonu’da daha çok üretilmektedir.

Kastamonu’da daha ziyade sahile yakın ormanlarda bakım istemeden, ilaç ve gübre kullanılmadan kendi halinde yetişir. Kastamonu´nun en çok tercih edileni ise  tabii ki meşhur İnebolu Kestanesi.  İnebolu kestanesi diğer bölgelerde yetişen kestanelere göre daha küçük, parlak kabukludur ve ilaç kullanılmadığı için doğaldır.

 İnebolu’da eylül ayının sonunda toplanmaya başlanıyor. Önce yere dökülenler toplanıyor. Ağacında yeterince olgunlaşıp dökülenler çoğu zaman dikenli, kılıf denilen dış kabuğundan ayrılmış olur ve daha lezzetlidir. Ağaçta kalanlar ise uzun sopalar yardımıyla düşürülüyor. Bunlar ise kış boyu kılıfından çıkarmadan saklamak için daha elverişlidir.

Dünyanın farklı yerlerinde farklı yemeklerde kullanılan kestane, ülkemizde daha ziyade kendi başına, varsa soba üzerinde, yoksa fırında veya  tavada kavurarak -ki bu şekil pişirmeye İneboluda ´´Abubora´´ deniyor- ya da suda haşlayarak tüketiliyor. Kastamonu´da pek yapılmasa da kestane şekeri de asla atlanamaz.

Kestanenin lezzeti zaten tartışılamazken besin değerinin de yüksek olması onu birkez daha vazgeçilmez kılıyor. Faydaları saymakla bitmiyor. İçerdiği zengin vitamin ve minerallerle çocuklar, yetişkinler ve yaşlılar için şifa oluyor.

Kestane A ve C vitaminin yanı sıra B vitamini çeşitlerinden yana zengin bir yemiştir. Kalsiyum, Folik asit, Protein, Magnezyum, Sodyum, Potasyum, Demir, Antioksidan, Bakır, Palmitik asit içerir. Karbonhidrat, şeker ve nişasta oranının yüksek olmasına rağmen bol miktarda lif ve iyi yağlar içermesinden dolayı glisemik endeksi düşüktür ve kandaki şeker oranının birden değil yavaş yavar yükselmesini sağlar.

KESTANENİN FAYDALARI

Kansızlığı giderir.
Zihin yorgunluğunu giderir.
Faydalı yağ asitleri içerir.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Enerji verir.
Cinsel isteği artırır.
Lif oranı yüksektir.
Trigliseriti ve kolestrolü dengeler.
Kemik gelişimi için önemlidir.
Kemik yoğunluğunu artırır.
Karaciğer ve mide için faydalıdır.
Gelişme çağındaki çocukların kalp ve damar sağlığı ve beyin gelişiminde etkisi büyüktür.
Doyurucudur ve çabuk acıkmayı engeller.
Bedensel yorgunluğu azaltır.
Hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatır.
Kan dolaşımını düzenler.
Hemoroit (basur) ve varis için faydalıdır.
İshali keser.
Ağrı kesici etkisi özelliği vardır.(Kas ağrısı, karın ağrısı, baş ağrısı, diş ve boğaz ağrısı vb...)
Bademcik iltihabı için faydalıdır.

Kadınların regl dönemlerindeki karbonhidrat krizleri için sağlıklı bir alternatiftirr.

Kestane şeker hastalığına sebep olmaz ancak yoğun  karbonhidrat ve nişasta içeriğinden dolayı şeker hastalarının dikkatli tüketmesi gerekir. Ayrıca damar sertliği şikayeti olanlarında kestane tüketirken temkinli davranması önerilir.

Yorum ve Puan Ver

Gönder

© Bu rehberin fikri mülkiyet hakları ve içeriğinde yer alan tüm verilerin telif hakları Kastamonu Tanıtım Ajansı'na aittir. Hiçbir şekilde izinsiz kopyalanamaz.