}
Halit (Karsıalan) Paşa (1883-1925)
1883 yılında İstanbul Beşiktaş’ta dünyaya gelmiştir. Dedesi, Tütün Gümrüğü Nazırlığı görevinde bulunmuş ve Kastamonu’nun Taşköprü ilçesine bağlı Yazı Köyü’nün zenginlerinden Hacı Osman Bey’dir. Albay rütbesiyle emekliye ayrılan Ahmet Bey ve Fatma Hanım’ın oğludur.
14 Ocak 1901’de girdiği Harp Okulu’ndan 19 Ağustos 1903’te teğmen rütbesiyle mezun olmuştur. “Deli” lakabını alması aşırı cesur ve gözü pek olması dolayısıyladır. Sınıf arkadaşı Kemalettin Paşa’nın anlattığına göre onun sakin ve itidalli görüntüsünün altında feveran ettiğinde zapt edilemez ve kahredici bir güç bulunmaktadır.
Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklâl Savaşı’nda çeşitli cephelerde görev alan Halit (Karsıalan) Paşa, 19 Ağustos 1903’te teğmen, 22 Temmuz 1908’de üsteğmen, 27 Nisan 1911’de yüzbaşı olmuştur. Halit Bey zor koşullar altında göstermiş olduğu mücadele ve kahramanlıklardan dolayı 23 Haziran 1915 tarihinde binbaşılığa yükseltilmiştir. Birinci Dünya Savaşında, Doğu Cephesinde iken müfrezesi ile birlikte Bayburt ve Kop’ta göstermiş olduğu mücadele ve kahramanlıktan dolayı Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından henüz binbaşılık rütbesinin üzerinden bir yıl geçmeden, 14 Haziran 1916 tarihinde yarbaylığa (kaymakamlığa) terfi ettirilmiştir. 6 Aralık 1920’de albay ve 31 Ağustos 1922’de tümgeneralliğe yükselmiştir.
Halit Bey, Harp Okulu’ndan mezun olduktan sonra 3. Ordu emrine verilmiştir. 22 Ağustos 1903’te 3. Ordu 1. Alay Takım Komutanı, 9 Şubat 1904’te 3. Ordu 21. Alay 1. Tabur 1. Bölüğe, 22 Temmuz 1908’de 3. Ordu 119. Redif Alayı Takım Komutanı olarak atanmıştır. 1908’de üsteğmenliğe terfi ettirilip Yemen’e gönderilmiş, burada büyük başarılar elde ederek üç yılını doldurmadan yüzbaşı olmuştur. 14 Aralık 1908’de 1.Ordu 4. Alay 3. Tabur 3. Bölüğe, 19 Mayıs 1909’da 1. Ordu 1. Alay 4. Tabur 1. Bölüğe, 27 Nisan 1911’de 7. Kolordu 59. Alay 3. Tabur 1. Bölük Komutanı olarak atanmıştır. 1912’deTrablusgarp’a giden gönüllülerden biri olan Halit Bey, yerli kabilelerle işbirliği geliştirmiş ve “Beni Taaf” kabilesini kısa süre zarfında disiplinli bir şeklinde eğiterek önemli başarılar alınmasını sağlamıştır.
Balkan Savaşlarının başlaması üzerine 30 Kasım 1912’de Trablusgarp’tan dönen Halit Bey İstanbul- Çatalca’da bulunan Şark Ordusu’na Tabur Komutanı olarak atanmıştır. Emrindeki birliklerle Çorlu’nun Bulgar işgalinden kurtarılmasını sağlamıştır. 22 Ocak 1914’te Harbiye Dairesi’nde görevlendirilmiş, 17 Ocak 1915’te Kafkasya’da Mürettep Teşkilât-ı Mahsusa Alayı 2. Artvin Taburu Komutanı, daha sonra aynı Alayın Komutanı, Bağımsız Artvin Müfrezesi Komutanı, Şubat 1915’te Çoruh Müfrezesi Komutanı olarak tayin edilmiştir. 6 Temmuz 1916’da Ruslarla yapılan muharebede ağır şekilde yaralanmış, tedavi için önce İstanbul’a ardından Avusturya’ya gönderilmiştir. 18 Mayıs 1917’de Batı Dersim Komutanı, Erzurum Harekâtında Sağ Kanat Müfreze Komutanı, Mart 1918’de 3. Kafkas Tümeni Komutanı, Kasım 1919’da 15. Kolordu Kafkas Tümeni Komutanı, 21 Ocak 1921’de Tümen Komutanlığı yetkisiyle Kocaeli Grup Komutanı, 4 Mayıs 1921’de 12. Grup Komutanı olarak görev yapmıştır. 4 Kasım 1922’de Büyük Taarruz Zaferi’nden sonra Batı Cephesi Komutanlığı emrine tayin edilmiştir.
Halit Paşa düzenli birliklerin başında olduğu kadar gayri-nizamî birliklerin yönetimindeki başarılarıyla da adından söz ettiren Türk ordusunun değerli bir komutanıdır. Trablusgarp’tan sonra Balkan cephesinde Nazım Paşa’nın maiyetinde Çorlu hücumunda başarılar gösterince, Başkomutanlık tarafından gerilla örgütlenmesi için gözüpek subayların seçildiği alaylardan, Yakup Cemil’in alayına 2. Tabur Komutanı olarak atanmış ve Ruslara karşı savaşıp Ardahan’a girmiştir. Ardahanlılar tarafından “Ardahan Fatihi” unvanı ile ödüllendirilmiştir. Bu başarısının ardından iki yıl önceden binbaşılığa terfi ettirilerek Çorlu cephesine atanmıştır. Buradaki yararlılıklarından dolayı Enver Paşa tarafından yarbaylığa terfi ettirilerek Dersim Komutanlığı’na tayin olunmuştur. 1917 yılında Dersim’deki görevine başlar başlamaz kısa zaman içinde eğitimli ve disiplinli birlikler oluşturup Erzurum, Erzincan ve Mamahatun’u düşman işgalinden kurtarmıştır. Halit Bey, gösterdiği başarılarının ardından Başkomutanlık tarafından Batum’daki 3. Kafkas Tümen Kumandanlığı ile görevlendirilmiştir. Tümeniyle beraber Ahıska’yı işgal etmiş fakat Mondros Mütarekesi nedeniyle Tortum’a çekilmek zorunda kalmıştır.
Mondros Mütarekesi ile Osmanlı ordusu terhis edilmiş ve Osmanlı Erkân-ı Harbiye’si ile İtilaf Kuvvetleri Komutanlığı arasında 1919 yılı başlarında bu konudaki temaslar İngilizler’in isteği üzerine bir yıl kadar sürmüştü. İstanbul’un resmen işgali ve Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılması üzerine fiilen hükümsüz kalmışsa da bu süre içinde de Osmanlı Erkân-ı Harbiye’sinin direnmesi ve Anadolu’da başlayan milli mücadele sebebiyle planın tamamı uygulanmamıştı. Örneğin Halit Bey’in komutasında Erzincan bölgesinin asayişini sağlamakla görevlendirilmiş olan 3. Kafkas Tümeni bölgeye gönderilmeyerek Trabzon ve civarına intikal ettirilmişti.
Mustafa Kemal Paşa İstanbul’dan Anadolu’ya geçtikten kısa bir süre sonra İstanbul’a getirilmesi için İngilizler, Hükümet’i baskı altına almış fakat askerlikten çekilince bu direnmeler son bulmuştu. İngilizler ve İstanbul Hükümeti, Halit Bey için de Kâzım Karabekir Paşa’ya çok baskı yapmışlardı. Mustafa Kemal Paşa’nın Nutuk’ta bildirdiğine göre Kâzım Karabekir Paşa’nın bir şey yapamayacağını söylemekte ısrarcı olmasından dolayı, Halit Bey, resmî olmasa da tümeninin başında kalabilmiştir.
Millî Mücadelenin başlarında Sivas Kongresi hazırlıklarının yapıldığı dönemde delege seçimleri aşamasında bazı olumsuzluklarla karşılaşılmıştı. Milli Mücadele aleyhine girişimleri açıkça belli olan zevatın girişimlerinin önlenmesi, Mustafa Kemal Paşa tarafından hayati derecede önemli görülmekte idi. Bunlardan birisi de Trabzon Valisi idi. Mustafa Kemal Paşa, Trabzon Valisi Galip Bey’in ulusal varlığın teşekkül ettirilmesi aleyhindeki faaliyetleri üzerine, benzer yıkıcı faaliyetlerinin önüne geçmek için Trabzon yakınlarındaki Torul’da bulunan ve henüz tümenine komutaya başlamamış olan Halit Bey’in Trabzon çevresinde ulusal örgütlerin kurulması için görevlendirilmesinin uygun olacağı düşüncesini Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’ya iletmiştir. Eylül 1919’da Mustafa Kemal Paşa, Kâzım Karabekir Paşa’ya Trabzon’un kendilerine vaziyet aldığına dair telgrafları bildirmiş, Karabekir’in de onayı ile Trabzon’a Halit Bey’in gönderilmesini istemiştir. 15. Kolordu Komutanı Kâzım Karabekir Paşa ise, Halit Bey’in mizacı gereği nazik zamanda sorunun çözülmeme durumunun söz konusu olabileceğini ve kendisinin sulh yoluyla çözeceğini belirtirmiştir. İngilizler’e karşı çok dikkatli hareket edilmesi gerektiği ve ortaya çıkabilecek güç durumlara sebebiyet verilmemesinin önemine dikkat çekmiştir. Fakat Halit Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın emri üzerine, Sivas Kongresi’ne gidecek Trabzon delegelerini engelleyen Trabzon Valisi’ni tutuklayarak gözaltında Erzurum’a göndermiş, bu durum Kâzım Karabekir ile Mustafa Kemal Paşa arasında bir kırgınlığa yol açmıştır. Karabekir, Mustafa Kemal Paşa’ya çektiği telgrafta Halit Bey’in verdiği emre uymayarak, kendi eliyle ve asker üniforması ile Vali tutuklamak gibi hareketlerin uygun olmadığını bildirmiştir. Karabekir Paşa, Halit Bey’in ara sıra Mustafa Kemal Paşa ile şifreli muhabere ettiğini ve doğrudan ilişkiye geçtiğini, bu durumda Halit Bey’i Erzurum 9. Fırka’ya aldırdığını belirtir.
Halit Paşa, 27 Kasım 1919’da 9. Kafkas Tümeni’ne komutan olarak atanmasının ardından Doğu harekâtına başlamış ve Kars, Sarıkamış, Oltu, Gümrü, Şahnalar, Iğdır ve Ardahan’a kurtarıcı olarak girmiştir. Kâzım Karabekir Paşa, Kars’a taarruz emrini 24 Ekim 1920 tarihinde vermiştir. Halit Bey, birlikleri ile birlikte Kars’ı doğu yönünden kuşatmıştır. Karabekir Paşa’nın Üçler Tepesindeki gözetleme yerinden yönettiği bir taarruzla Ermeni ordusu üç saat içinde bitap düşmüş ve Kâzım Karabekir Paşa 30 Ekim’de karargâhını Kars’a taşımıştır.
Kars’ın kurtarılması başarısını müteakip Kâzım Karabekir Paşa Korgeneralliğe (Ferik), Halit Paşa ise Albaylığa (Miralay) terfi etmiştir. 1934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu uyarınca Kars ve çevresinde gösterdiği üstün gayret ve başarılarından dolayı Halit Paşa’nın ailesine bu zafere atfen “Karsıalan” soyadı verilecektir. Halit Bey bundan sonra özellikle Mustafa Kemal Paşa’nın isteğiyle zor koşulların yaşandığı Batı cephesine gönderilerek 12. Grup Komutanı olarak tayin olunmuştur. Aynı cephede Kocaeli Grup Komutanlığına getirilmiş, burada da kritik zamanlarda önemli başarılara imza atmıştır.
İstanbul’un İtilaf Güçleri tarafından resmen işgal edilmesiyle Millî Mücadele yeni bir safhaya girmiş ve Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılışı için hazırlıklar yapılmıştır. Bir yandan seçimler yapılıp bir yandan düşmanla çatışmalar sürerken diğer taraftan da İzmir kuzey cephelerinde millî güçler arttırılarak millî alay ve taburlar kurulmuştur. Bu süreçte komuta kademesinde de bazı değişiklikler yapılmıştır.
İkinci İnönü Muharebesi’nin sonuna kadar tümenler doğrudan doğruya cephe komutanlıklarına bağlı iken yeni düzenleme ile Güney cephesi lağvedilip bütün cephe bir komutanlığa bağlanınca, tümenlerin cephe komutanlığı tarafından sevk ve idaresinde zorluklar çıkacağı düşünülerek yeni bir teşkilatlanmaya gidilmiştir. Doğu ve merkez ordularından da üç tümen, Batı cephesi emrine verilmiştir. Böylece tümen sayısı bir hayli artmış oldu. Bunun üzerine grup teşkilatı yapıldı ve önceden doğrudan doğruya cephe emirleri ile sevk edilen tümenler, grup komutanlıklarına bağlandı. İsmet Paşa (İnönü), “Hatıralar”ında böyle bir teşkilat yapılması konusundaki teklifinin kabul gördüğünü ve Grup komutanlıklarına İzzettin Paşa, Arif Bey, Kemalettin Sami Paşa ve Halit Paşa’yı tayin ettiklerini belirtir.
Halit Paşa, Batı cephesinde de önemli yararlılıklar göstermiş özellikle askerlerin cepheden kaçmasını önlemek için çaba sarf etmiş, birliklerin bozulmasının önüne geçmek için sert tedbirler almaktan kaçınmamıştır. Bu konudaki başarısı diğer komutanlar tarafından da takdirle karşılanmıştır. Rahmi Apak, Batı cephesinde Yunan birliklerine karşı ilerideki avcı hattından yeni bir çözülme başladığında askerlerin sekizer onar kişilik gruplar halinde geriye doğru kaçmaya başladıklarını söyler ve ekler: “Kısa zamanda, Deli Halit, kendi başına bu çözülüşü de durdurdu. Bu adamın bulunduğu bir yerde çözülme ve bozgun olmaz. Geriye gelmekten herkes titrer.”
Batı cephesindeki en önemli savaşlardan birisi de şüphesiz Sakarya Meydan Muharebesi’dir. 23 Ağustos sabahı büyük çaplı bir taarruz başlatan Yunan ordusuna karşı kritik muharebeler; Mangal Dağı Muharebesi, Beyliköprü Muharebesi, Türbe Tepe Muharebeleri, Güzelcekale Muharebeleri, Çal Dağı Muharebeleri ve Dua Tepe Muharebeleri’dir. Bu altı önemli bölgenin yarısında ve stratejik konumlarda; Beylikköprü, Güzelcekale ve Çal Dağı’nda Halit Bey ve komuta ettiği 12. Grup’un büyük fedakârlıkları ve başarıları vardır.
Halit Paşa, üstün askerlik meziyetleri, yürekliliği, gözünü budaktan sakınmayan, verilen göreve sadakati, haysiyetine aşırı derecede düşkünlüğü ile tanınan bir karaktere sahipti. Birden parlaması ile orduda “Deli Halit Paşa” olarak nam salmıştı. Mustafa Kemal Paşa kendisini Trablusgarp yıllarından beri yakından tanırdı. Bu yüzden bazı hassas görevleri Halit Paşa’ya vermiştir. Cepheleri teftiş ettiği bir sırada Halit Paşa’nın, ‘Burnuma taarruz kokuları geliyor, yoksa yanılıyor muyum?’ sorusuna, Mustafa Kemal Paşa, ‘Taarruz kokusu almaktaki maharetini iyi bilirim’ cevabını vermiştir. Taarruzla birlikte emir verilmeksizin Mudanya-Gemlik-Bandırma hattını kontrol altına almış, Fahrettin Paşa durumu birlik adı vermeden Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirdiğinde ‘Bu iş, olsa olsa bizim Deli Halit’in işidir’ sözüyle memnuniyetini belirtmiştir. İstiklâl Savaşı kazanıldığında Tümgeneralliğe yükseltilmiştir.
Halit Paşa 9 Şubat 1925 tarihinde meclis koridorunda, şaibeli bir şekilde tabancayla vurularak yaralandı ve 14 Şubat 1925 tarihinde hayatını kaybetti. İstanbul'un Eyüp semtinde defnedildi. Mezarı 1988 yılında Ankara'daki Devlet Mezarlığı'na taşındı.
© Bu rehberin fikri mülkiyet hakları ve içeriğinde yer alan tüm verilerin telif hakları Kastamonu Tanıtım Ajansı'na aittir. Hiçbir şekilde izinsiz kopyalanamaz.